Mizaha Hayır!


  MİZAHA HAYIR DİYELİM O ZAMAN ALİ NESİN   
“Mizah” ın eleştirel ironisi neden güldürür.  De ağlatmaz.

İçerdiği ve iletmek istediği tüm sorunlara karşın.
“Olmayacak şeyler ile,  ama ne kadar da olabilecekler atbaşıdır”…

Mizahın,  bir yönüyle kabullenici, yerinde saydırıcı kurgusunun sevilmesi gerçeğin bir kısmıdır tabii...  Giderek mizahi benzeşme, mizahın yerine geçme isteği ile, mizah destekli  reddedilen  hayatın karşılığını üretme çabası…

 Mizah "şaşırtıcı" olma niteliği yanında kabul edilmeyi bekler ve kabullenilir… İnsanın aşağılandığı ve belki de onca aşağılık yön içerdiğinin kanırta kanırta anlatıldığı, nerdeyse dayatıldığı  bir “mizah”… Gülünecek ne var bunda gülünür … “Dünyayı değiştirmek için“ güç bulunacak yeterli deliller oysa bunlar ciddi ciddi…  Peki o zaman güldüklerimizin şifreleri neler,  bizi çökerten nelerdir….   Neden bizleri bu kazık gibi bulunduğumuz yere çakan mizahtan değişmeden beslenerek sürüp gitmek ister hayatlarımız… İnsanın insana yardım etmediği; yaşanması  kabul edilemez sömürge tipi bir dünyadaki “Mizah”, satıcısı elinde bir ürün olarak bizle alay mı etmektedir.  Mizah kültürüyle benzeşirken, bu benzerlikten  nefret etmek  ve uzaklaşmamız da gerçeğin bir parçası değil midir…  Bu her ikisinin de kullanıldığını varsaysak, mizah kendi etkileşimini nasıl yapmaktadır ve kültürdeki  değişimini ve çevresini nasıl oluşturabilmektedir.
 
Bir kültür alışverişinde  nasıl bir pazar işlevi çalıştırılmaktadır ve konunun sosyal kültürel “ruhu”, işaret edilmek istendiği “özgürleşme” yönünde değiştirilememektedir…   Karşı olunan şeyler egemen  iktidarlarda nasıl yeniden soluklanmaktadır... Karikatür ve metinler ile, “insana uygun olmayan”  yaşanan  onca şeyi  kıskacına alan mizah, anonim acıyı meşrulaştırıp  kabul etmemizi ve  yeniden üretmemizi sağlıyor demek istemiyorum …   Bu korkunç ve “şaşılacak” yaşantı saptamaları  mizah içinde eriyor “ Olağanlaşıyor”, hayatlarımızı kendi formatlarına alıp  yeniden üretiyor demek olur.

Mizah ne demek oluyor!..
 Mizahın şifrelerinde bir hayat nasıl çözülebilir.    Mizahtan vücutlanan  ve meşrulaşan onca şey…  Tam öyle değilse de hayat mizahtan şekilleniyor ve sınırlanıyor…  “Şaşırtıcı olan” tüm şeylerle uzlaşmamızı, acılarına katlanmamızı sağlıyor mizah. İnsanlıktan çıkmış bir insanlık döneminin en temel sorunlarıdır oysaki mizahın konusu… Mizah dilinde değiştirilmesi gereken “olağan”dır.  Özellikle “olağan olandır” değiştirilmesi gereken alışıldık yaşananlar..
 Mizah olağanı “acıtıcı” tarif etmez.  Tarif etsede acımaz, gülersiniz….  Katlanılabilir biçimiyle Anonim, dışlanmışlık duygusu ve karşıt duygularının arayışı  sorunu çözmemekte karmaşıklaştırmaktadır.   Acının kaynağını dönüştürebilecek gücü gösterme ile tasarımlarını sınırlandırmasını bilmelidir günümüz mizahçıları… “Mizahçı” dünyayı değiştirebilen temel soruları sormalıdır izleyiciye.  Dünyayı değiştirebilecek  gücün ayağa kalkmasını becerip bu noktada durmasını da bilmelidir mizahçı. Bu kritik bir noktadır. Kültürün bu önemli  aracı  işlevsizleşerek “ağlama ya da gülme duvarı” na dönüşüp acılara katlanılmasıyla yetinmemeli. Hayatı özgürleştirecek temel güçlerin hareket  noktalarındaki işlevi ile var olmasını bilmelidir.   

0 yorum: