Dinle küçük adaM


Bu uygarlığı sen kurmadın küçük adam. Sen hiç bir şey değilsin. Aklı başında efendilerinden yalnızca birkaçı kurdu bu uygarlığı… V. Reich
  Paranız ne güçlü imiş ama sayın finansör!..
 “İyi insan” düzeneğinizin yaşam akışına katışmışız biz de!..
 İçinde olduğumuz dünya savaşı ardından; istenen uygunlukta; daha da küçük insanlar olmaya da adayız bu arada; dükkan sizin!..
 
 Kültür havuzlarınızda biçimlendik! Şimdi ortam buharlaştı diyerek; küresel zemine uygun yeni sistem ve insan kullanma kararınızı nasıl anlamayız!.. 
 Bir kaç milyon insana biter bu iş. Hem de büyük çoğunluğunu birbirlerine parçalatıp, pek azına masraf edip bombalatarak; özel güvenliklere, istihbaratlara, Nato'ya filan yani tıpkı diğerlerindeki gibi! 
 
 Dünya halkları savaşın büyüsünü izlerken; turistik bir gezi kadar estetik, aktif; “ucubeci olmayan” görünümlü sanatçılarımız ve RTE Somali’de. Tarihe not düşmekteler. İçi boşaltılan Afrika'dan, küresel bir sahne ve rol ile işte böyle dünya... Kurtuluş savaşı veren bir halk; hızla emperyalistlerle birlikte saf tutmuş.. 
 
 Pazar kurumları, değişim değeri, eşitsizlik, hiyerarşi, mülkiyet kodları altında geçinip gidiyorduk eski düzende alt tarafı. Yeni ilaveler; özel güvenlikli özerk kent tipi yaşam ve yönetimi altında, kredi kartı boyunda değeri olan, sentetik dinli bir dünya yurttaşı müjdelenmekte dünyaya. Tüketen/ sorgulamayan, örgütlenmeyen tektip yurttaşa ulaşılmakta insanlık macerasında… Nazi kampı ölümcülüğünde, hayatın ve canlı yaşamın tümden eriyor olmasını kim umursar. Yeni iyi insan kimliklerimiz içinde çoktan emniyet kemerlerimizi bağladık… Dileğimiz; eski güzel günleri aramamak!..
 Sürprizlerle şekillenecek yeni insanımızla biran önce tanışıp, bu yabancı ve soğuk ortamdan kurtulmalı dünya! Yeni insanımızı yönetmek, yeni bir araç kullanımı heyecanında “keyif almak” gibi yeni bir şey icat etsin büyüklerimiz… Sihirbazımız sizsiniz sayın finansör. Bunu politikacılara fısıldamalısınız… İkon elinizde. Ürettiklerinize nasıl bir alternatifimiz olabilir; alternatifimiz yok! Yeni öykülü hayat sunumunuz; ve bombardıman uçaklarınızın saha çalışmalarına teşekkürler yani! Özel güvenlik ve terör holdingleri ile çevrili ortam içinde, ego salgılayarak bize eğlenmek düşer. mutlu olmaya zorunluyuz biz de “Keyif almak” zorundayız... 
 
 
“Sevindirik” dünyalar
 Sömürgeci tacirin sürekli çalışarak ama, kağıt üzerinde biçimlendirdiği dünya ve tasarladığı onca yoğun çabalı ortamı uygularız bizler sadece... Sürekli üzerinde çalışır geleceğimizin. Maliyet ve iyileştirme hesapları, rekabetmişçe markaları çatıştırma oyunları ile belirlenmesi gereken sınırlar; ve sürekli kontrol eder. Risk hesapları, finans ayarları; raitingi yüksek PR lar göz doldurmalıdır… Dünyayı yönetmek ister, yönetir ve kontrol eder… Bu baskın paradigmalı umut ve hayaller, sistemin istediği tektip bir kimliği dayatır ve insan dönüştürülür… 

 Geniş kitleler nihayetinde güven duyabildiklieri, inanabildikleri bir düzen olasılığı; dinginliğine teslim olmak ister!… Sürekli bir olumsuzlama ve teoriyle kim başa çıkabilir... Hayatlarımızı elimize tutuşturan sistemin karşısında “özgür ritüel”ler savunmasız; cılız ve örgütsüzdür… Rasyonel bir hayatın içinde ise insan teslimiyetçi ve işlevsizdir… Başka nasıl olabilir… 

 İsyanın düzeninden beslenmek yerleşik düzende varolmaya ve düzen algılarına uygun değildir!.. Özgürmüşçe tasarlanan; küçük insanlar peşinde kendimizi dönüştürürüz!.. 

 Kurucu aklı haklı kılan bir keşifle tüketilir yaşamlar... Kendi ritüeli ve ruhunda; özgürlüğe ve toplumsala eğilimli itaatsiz; egosuna tıkanır, hapsolur. Yapay ve sapkın tüketim psikolojisine, yeni işlev ve görevler yükler. Örgütsüz iç sesi iyiden kısılır; kesilir… İnsan, doğa ve bilinç macerasında yabancılaşan; sömürgeci erk, tekniğin soyut etkinliğinin hızlandığı yaşamda; kendine yabancılaşan insan; daha fazla itaat ederek yaşamıyla başa çıkabilir. “Özgür ritüeli”ve düşleri işlevsizliğinde; sömürücü bu çapta derinlikli; örgütlü güce boyun eğer… 

 Büyük resmin evrensel yolunun; heyecanı ve varoluş duygusundan beslenmeden; sınırlı bir tutsak hayat. Güç ve finansın rasyonal aklına teslim oluyor; bu aklın savunucusu ve yürütücüsü oluyor... 

 Tarih içinde sürekli akan bu resmi nasıl görebilir insan. Akışın büyük resmini ve kendini; içindeki özgür geleceğini. Bu büyük özgürlük heyecanına kolları sıvayabilir mi. Bu bir; insan olma hakkıdır! Günlük hayatlarımızda, eğitim kurumlarımızda bunu tartışmalıyız. Pariteler, dış ticaret açıkları, gayri safi milli gelir, Nükleer enerji, doğa ve insanı tahribatları, Tarım emperyalizmi, yoksulluk ve ölümlerinin yaşandığı dünyamız çözümlerini sömürgeci akıl üretmez Onun projesi çözüm değil, kendi düzenindeki kaosu yaratmaktır!

 İnsan toplumsal yaşam içindeki rolünü özgürce seçebilmeli oysa; bu heyecanı üretmeye katılmalı ve yönetebilmeli... Sınırsız evrende; doğa, toplum ve bilinç bütünlüğünde özgür olabilmelidir. Çocukluğunda yaşadığı sihirli ortam ve duyguları gibi. Dayatılan erişkin rol ve duyguları değil… İnsanların kendi gibi olabilme hak ve gelişimleri desteklenerek; sömürücü kodlar temizlenmelidir…

0 yorum: